KALEM
Her zamanki gibi işten bunalmış ve eve dönüş vaktini dört
gözle beklerken bir yandan da aksatmamaya çalışarak önümde beni
bekleyen onca evrağı; bana göre insan ama aslında müşteri olan canlılar
gezinirken etrafımda; tanıdık bir yüz yaklaştı birkaç el işareti yaparak
poşetlerini bırakmak istediğini söyledi. Genelde ağırlıklarla gezmek
istemezlerdi içeride fakat onun isteğinin nedeni farklıydı. Ağırda
değildi zaten onunki. Hafif kır düşmüş saçlarını kısa kestirmiş olan
orta yaşlardaki kadın dilsiz olmasının da verdiği diğer insanlardan farklılıktan belkide
hırsız sanılmaktan korktuğu ve poşetlerini dışarıdan getirdiğini
ispatlamak için bırakmak istemişti. Gülümsemesini eksik etmeyerek aldı
elindekileri kız ve aynı hayallere dalarak işime geri döndü.
Ne kadar zaman geçmiş bilemem olağan yoğunluğuyla akarken
zaman farkında değildim tanıklık edeceğim anın hayatımda unutamayacağım
eşsiz anlardan biri olacağının. Poşetlerini almak için geri döndüğünde
zamanın durduğu andı. Yalnızca izlediğim ve titremekten başka bir şey
yapamadığım dakikalardı. Ters istikametten eşiyle beraber gelen yaşlı
adamı gördüğünde yüzüne tarifsiz bir ifade belirdi. Dilsizdi anlatması
zordu. Ama onun için değil. Kanıtladı… Çevik yüzüne kondurulmuş mavi
gözleri dolu doluydu yaşlı adamın ellerine kapanırken. Önce hocasının
sonra eşinin ellerini öpüp kokladı. El hareketleriyle anlatmaya başladı.
Elini kulağına götürerek çekme işareti yapıp hocasını gösterdi:
´- Küçüktü… Kulağını çekmişti .
Sevinç miydi yaşlı adamın hissettiği, acıma mıydı
karşısındakine yoksa kıvanç mıydı duyduğu o kutsal mesleğinden bilinmez.
Abidin'in çizemediği mutluluğun resmiydi karşımdaki. Kelimelerin
kifayetsiz kalması tam da bu an içindi. Anlatılmak istenen onca şey…
Birkaç mimik ve işaretle anlatılmak istenenden çok daha fazlası…
İki kızı olmuştu. Üstelik konuşabiliyorlardı. Kağıdı aldı; adresini,
telefonunu yazdı biraz hohladı kızın verdiği kaleme…
.....
İşte ben o kalemim. Hiçbir zaman
bitmesini istemeyen o anın. Keşke dedim kağıtla buluştuğum o an; keşke
tüm hayatını yazsa anlatsa tüm olanları kendisinse okumayı öğreten bu
yaşlı adama. Dolayısıyla bana da. Aşık mıydı? Bir insan konuşmadan nasıl
yaşardı aşkı? Yazsaydı kızlarının isimlerini, evi nasıldı , ne yemek
yapardı? Anlatsaydı… Belki çok zaman sonra beni hatırlardı.Bir başka
kağıda ilan ederken aşkımı; o gün orada işimi bırakıp bir kağıda aşık
olmayı bir yazarın kalemi olmayı ve nicelerine onu yazmaya karar
verdiğimi anlar mıydı? Beni hatırlar mıydı?
Mr.K
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder