12 Nisan 2012 Perşembe

KALEM

Her zamanki gibi işten bunalmış ve eve dönüş vaktini dört gözle beklerken bir yandan da aksatmamaya çalışarak önümde beni bekleyen onca evrağı; bana göre insan ama aslında müşteri olan canlılar gezinirken etrafımda; tanıdık bir yüz yaklaştı birkaç el işareti yaparak poşetlerini bırakmak istediğini söyledi. Genelde ağırlıklarla gezmek istemezlerdi içeride fakat onun isteğinin nedeni farklıydı. Ağırda değildi zaten onunki. Hafif kır düşmüş saçlarını kısa kestirmiş olan orta yaşlardaki kadın dilsiz olmasının da verdiği diğer insanlardan farklılıktan belkide hırsız sanılmaktan korktuğu ve poşetlerini dışarıdan getirdiğini ispatlamak için bırakmak istemişti. Gülümsemesini eksik etmeyerek aldı elindekileri kız ve aynı hayallere dalarak işime geri döndü.

Ne kadar zaman geçmiş bilemem olağan yoğunluğuyla akarken zaman farkında değildim tanıklık edeceğim anın hayatımda unutamayacağım eşsiz anlardan biri olacağının. Poşetlerini almak için geri döndüğünde zamanın durduğu andı. Yalnızca izlediğim ve titremekten başka bir şey yapamadığım dakikalardı. Ters istikametten eşiyle beraber gelen yaşlı adamı gördüğünde yüzüne tarifsiz bir ifade belirdi. Dilsizdi anlatması zordu. Ama onun için değil. Kanıtladı… Çevik yüzüne kondurulmuş mavi gözleri dolu doluydu yaşlı adamın ellerine kapanırken. Önce hocasının sonra eşinin ellerini öpüp kokladı. El hareketleriyle anlatmaya başladı. Elini kulağına götürerek çekme işareti yapıp hocasını gösterdi:
´- Küçüktü… Kulağını çekmişti .

Sevinç miydi yaşlı adamın hissettiği, acıma mıydı karşısındakine yoksa kıvanç mıydı duyduğu o kutsal mesleğinden bilinmez. Abidin'in çizemediği mutluluğun resmiydi karşımdaki. Kelimelerin kifayetsiz kalması tam da bu an içindi. Anlatılmak istenen onca şey… Birkaç mimik ve işaretle anlatılmak istenenden çok daha fazlası…

İki kızı olmuştu. Üstelik konuşabiliyorlardı. Kağıdı aldı; adresini, telefonunu yazdı biraz hohladı kızın verdiği kaleme…

.....


 İşte ben o kalemim. Hiçbir zaman bitmesini istemeyen o anın. Keşke dedim kağıtla buluştuğum o an; keşke tüm hayatını yazsa anlatsa tüm olanları kendisinse okumayı öğreten bu yaşlı adama. Dolayısıyla bana da. Aşık mıydı? Bir insan konuşmadan nasıl yaşardı aşkı? Yazsaydı kızlarının isimlerini, evi nasıldı , ne yemek yapardı? Anlatsaydı… Belki çok zaman sonra beni hatırlardı.Bir başka kağıda ilan ederken aşkımı; o gün orada işimi bırakıp bir kağıda aşık olmayı bir yazarın kalemi olmayı ve nicelerine onu yazmaya karar verdiğimi anlar mıydı? Beni hatırlar mıydı? 

Mr.K

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder